<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Batuhan Bayraktar</title>
	<atom:link href="http://www.batuhanbayraktar.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.batuhanbayraktar.com</link>
	<description>Kişisel Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Sep 2010 08:20:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı</title>
		<link>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=169</link>
		<comments>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=169#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 08:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Batuhan Bayraktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dönüm Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.batuhanbayraktar.com/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Tarihimizde bir dönem noktası olan bugün sadece bir zafer kazanmadık. Bugün Tükler için tam anlamıyla bir zafer bayramı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de askeri alanlarda büyük zaferler kazandık. Sefer döneminin meyveleri bu dönemde toplandığı için meydan muharebeleri ve şehir kuşatmaları sonuçları bu güne denk gelmekteydi. Mesela Malazgirt Meydan Muharebesi bugün kazanıldı. Ancak yine de bugüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/4lhjef1.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-199" title="4lhjef" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/4lhjef1.png" alt="" width="460" height="115" /></a>Tarihimizde bir dönem noktası olan bugün sadece bir zafer kazanmadık. Bugün Tükler için tam anlamıyla bir zafer bayramı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de askeri alanlarda büyük zaferler kazandık. Sefer döneminin meyveleri bu dönemde toplandığı için meydan muharebeleri ve şehir kuşatmaları sonuçları bu güne denk gelmekteydi. Mesela Malazgirt Meydan Muharebesi bugün kazanıldı. Ancak yine de bugüne tam olarak anlamı veren Kurtuluş Savaşı&#8217;nı kazandığımız gün.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugünü bize zafer olarak armağan eden bütün atalarımı saygı ile anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin, Zafer Bayramı kutlu olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.batuhanbayraktar.com/?feed=rss2&amp;p=169</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Sitemiz Yenileniyor</title>
		<link>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=148</link>
		<comments>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=148#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 18:56:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Batuhan Bayraktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[batuhan bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel web sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[totalwar-türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.batuhanbayraktar.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel sitemi takip eden çoğu arkadaşlarım &#8220;Bu ne değişmesi? Site daha yeni açılmadı mı?&#8221; şeklinde hafif bir fırça çekme edası ile soru sorabilirler. Ben de bu şekilde karar alacağımı beklemiyordum. Bu siteyi açarken sadece tarihi yazılar paylaşmayı planlıyordum. Yani bu site bir &#8220;tarih sitesi&#8221; olacaktı. O yüzden tarihi bir tema seçmiştim. Ancak bugünden sonra sitede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/4lhjef.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-188" title="TwT" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/4lhjef.png" alt="" width="460" height="115" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Kişisel sitemi takip eden çoğu arkadaşlarım <em>&#8220;Bu ne değişmesi? Site daha yeni açılmadı mı?&#8221; </em>şeklinde hafif bir fırça çekme edası ile soru sorabilirler. Ben de bu şekilde karar alacağımı beklemiyordum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu siteyi açarken sadece tarihi yazılar paylaşmayı planlıyordum. Yani bu site bir<em> &#8220;tarih sitesi&#8221; </em>olacaktı. O yüzden tarihi bir tema seçmiştim. Ancak bugünden sonra sitede tarihi yazılar pek paylaşamayacağım. Zaten şu ana kadar pek paylaşımda da bulunamadım. Bu yüzden site normal bir<em> &#8220;kişisel web sayfası&#8221;</em>na dönecek ve yeni bir tema ile yayın hayatına devam edecek. Şuan güzel bir tema araştırıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu değişikliğin sebebi Total War-Türkiye sitesi yüzündendir. Eğer bir suçlu arıyorsanız suçlu işte budur! Geçtiğimiz günlerde büyük olaylar atlatan site, kendisini yenilemeye karar verdi. Bu yenilenme döneminden sonra site ekibinde ben de görev alacağım. Ancak merak etmeyin tarih yazılarına tam gaz devam. Hatta Ankara&#8217;da daha güzel yazılar yazacağıma inanmaktayım. Belki ilginç bir kaç şeyler de yapabilirim. Beni takip etmeye devam edin.</p>
<p style="text-align: justify;">Herkese iyi günler dilerim. Hayatınızda başarılar. <img src='http://www.batuhanbayraktar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.batuhanbayraktar.com/?feed=rss2&amp;p=148</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün Anıları &#8211; Ahmet Almaz</title>
		<link>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=139</link>
		<comments>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=139#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 18:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Batuhan Bayraktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplık]]></category>
		<category><![CDATA[Anıları]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.batuhanbayraktar.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[Türk tarihinde kaynak olarak kullanılabilecek olan bu kitap, Mustafa Kemal’in 1919 yılı öncesindeki anılarını içermektedir. Nutuk kadar önemli olan bu kitap yine Nutuk’tan önce okunacak tek kitap olmaktadır. Anılar, 1926 tarihinde Hakimiyet-i Milliye ve Milliyet gazetelerinde “Gazi Paşa’mızın Hatırat Sahifeleri” başlığı altında yayımlanmıştır. Gazetelerde yayımlanan bu anılar Alman devlet adamlarının tepkisine yol açmış ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/CanakkalePanoramasi1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-196" title="CanakkalePanoramasi" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/CanakkalePanoramasi1.jpg" alt="" width="460" height="115" /></a>Türk tarihinde kaynak olarak kullanılabilecek olan bu kitap, Mustafa Kemal’in 1919 yılı öncesindeki anılarını içermektedir. Nutuk kadar önemli olan bu kitap yine Nutuk’tan önce okunacak tek kitap olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anılar, 1926 tarihinde Hakimiyet-i Milliye ve Milliyet gazetelerinde “<em>Gazi Paşa’mızın Hatırat Sahifeleri</em>” başlığı altında yayımlanmıştır. Gazetelerde yayımlanan bu anılar Alman devlet adamlarının tepkisine yol açmış ve bu nedenle 12 Nisan 1926 tarihinde anıların yayımlanmasına son verilmiştir. Bunun ardından bir buçuk yıl sonra M. Kemal anılarını tamamlamak istemiş ve 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında tarihi konuşma yaparak Nutuk’u ortaya çıkarmıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi elimizdeki bu kitap Nutuk’un başlangıcıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-142" title="Atatürk'ün Anıları - Ahmet Almaz" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/08/zBK973897TG649_250.jpg" alt="" width="140" height="140" />Kitapta Mustafa Kemal’in 1919 yılından önceki anıları anlatılmaktadır. Anılara Birinci Dünya Savaşı’nın değerlendirmesiyle başlar. Savaşta Osmanlı Devleti’nin ve müttefiklerinin başarılı olamayacağını ancak kendisinin her cephede başarılı olmak için elinden geleni yaptığını anlatmaktadır. Dünya Savaşı&#8217;nda diğer Osmanlı komutanları ve özellikle Enver Paşa’nın başarısızlıklarından dolayı sürekli şikayet etmektedir. Enver Paşa hakkında “<em>Her bir hareketiyle bir ordu yok etmektedir</em>.” sözünü kullanmıştır. Diğer komutanlar hakkında ise “<em>Savaşı kazanmamak için ellerinden geldiğini yapıyorlar</em>” demiştir. Yine kitabın sonlarına doğru Yıldırım Orduları’nın ilk komutanı olan Liman von Sanders hakkında da birkaç açıklama yapmıştır. Asıl önemlisi ise son padişah olan Vahdettin hakkında bolca yorumlar yapmıştır. Mustafa Kemal’in Vahdettin’i ilk gördüğünde neler düşündüğünü ve daha sonradan fikrinin nasıl değiştiğini ancak en sonunda Vahdettin hakkındaki düşüncelerinin ve umutlarının nasıl çöktüğünü ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta sadece bu dönemdeki komutanları veya Vahdettin&#8217;i anlatmamıştır. Savaş öncesinde Vahdettin ile çıktığı Almanya gezisini, savaş sırasında olduğu hastalığı ve tedavi sürecini ve en önemlisi cephelerde neler yaptığını anlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın içinde Mustafa Kemal’in nasihatları da bulunmaktadır. “<em>Büyük Adam kimdir?</em>” bölümünde Mustafa Kemal, Yonyo’nun büyük salonuna gelmektedir. İçerideki Osmanlı komutanları, büyük adam nasıl olmalıdır diye tartışmaktadırlar. Uzun konuşmalar sonucunda gözler Mustafa Kemal’e döner ancak onun cevabı meraklı bakışları tatmin etmeyecektir ve onun hakkındaki kararları olumsuz olacaktır. Mustafa Kemal’in aklında büyük adamdan daha çok küçük adamın tanımı vardır ve yanındaki komutanlar bu tanıma yani Mustafa Kemal&#8217;in aklındaki küçük adam profiline uymaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">“<em>Kim ki, büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Kim ki memleketi kurtarmak için büyük adam olmak gerekir, der ve bunun için bir de kendine örnek seçer onun gibi olamayınca memleketin kurtulamayacağı inancında olur; bu bir adam değildir.</em>”<span id="more-139"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Mustafa Kemal’in o günkü aklında bulunan “<em>Büyük adam kimdir?</em>” sorusunu daha sonradan söylediği bir söz ile cevaplayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">“<em>Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için hakiki mefkure ne ise onu görecek, hedefe yürüyeceksin. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır fakat sen buna mütehammil olacaksın. Önüne nihayetsiz manialar  yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, vasıfsız, hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine kani olarak bu maniaları aşacaksın.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin …</em>”</p>
<p style="text-align: right;"><strong>1929 Gazi Mustafa Kemal Atatürk</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın dilinden bahsetmek gerekirse hazırlayan Ahmet ALMAZ dönemin dilini daha da sade hâle getirmiştir. Bugünkü gençlerin rahatça okuyabileceği kelimeler ile sade ve akıcı bir sunum yapmıştır. Anıların arasına okuyucuya fikir vermek için bazı yorumlamalarda bulunmuştur. Kitabın son bölümünde ise kaynak olarak kullanılabilecek anıların Osmanlıca nüshası bulunmaktadır. Bu bölüm direk gazetelerden kitaba geçirilmiştir. Yani yeniden yazma değil gazetenin kopyasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Son birkaç söz söylemek gerekirse Nutuk’tan önce okunması gereken bir kitaptır. Eğer Nutuk’u okuduysak yine bu kitabı okumalı ve ardından Nutuk’u okunmalıdır. Bu durumda Kurtuluş Savaşı döneminin şartları daha iyi anlaşılır ve yorumlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.batuhanbayraktar.com/?feed=rss2&amp;p=139</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Genişlemesi Üzerine</title>
		<link>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=15</link>
		<comments>http://www.batuhanbayraktar.com/?p=15#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 11:40:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Batuhan Bayraktar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ahilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da bulunan beylikler neden bağımsız oldular.]]></category>
		<category><![CDATA[Gazilik]]></category>
		<category><![CDATA[Genişleme Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Genişleme Stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[Moğol ve Timur'un hızla genişleyip - hızla çökmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.batuhanbayraktar.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[ <a href=http://www.scriptline.net/ >social networking portal</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Osman-Gazi1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-194" title="Osman-Gazi" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Osman-Gazi1.jpg" alt="" width="460" height="128" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı, kurulduğu dönemde, Anadolu&#8217;da bulunan bir çok beylik veya devlet ondan kat ve kat daha güçlüydü. Beyliğin doğu tarafında yeni kurulmuş Türk beylikleri, İlhanlı ve onun kuklası durumuna gelen Anadolu Selçuklu Devleti, batı tarafında ise Bizans dediğimiz Doğu Roma İmparatorluğu vardı. Osman Gazi ve ondan sonra gelen hükümdarlar stratejileri ve jeopolitik konumları sayesinde sağlam şekilde ilerlediler. Osman Gazi, batı tarafına yönelip hem gaza yapıp prestij elde edecek hem de daha güçsüz bir devlete karşı mücadele edecek ve sadece savaşmayacak ele geçirdiği bölgelere Osmanlı barışını sağlayan kurumlarını götürecekti.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Koyunhisar-Savaşı-ve-Sonrası.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-46" title="Koyunhisar Savaşı ve Sonrası" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Koyunhisar-Savaşı-ve-Sonrası-300x244.jpg" alt="" width="210" height="171" /></a>Hanedanın kurulması ve Osmanlı Beyliğinin bağımsızlığını 1302 olarak kabul etmekteyiz. Osman Gazi&#8217;nin almak istediği iki şehir vardı. Bunlar; İznik ve Bursa. İlk önce İznik&#8217;i fethetmek istedi ve kuşatma esnasında arkasını sağlama almak için Yenişehir Bursa yolu üzerinde bulunan Koyunhisar ve Marmaracık kalesini itaat altına aldı. Bu hamleden sonra İznik&#8217;i kuşattı. İmparator, şehri kurtarmak için Heteriarch Muzalon&#8217;u görevlendirdi. Bunun üzerine Osman Gazi kuşatmayı kaldırıp; Roma Köprüsü, Yanık Değirmen, Aşıt, Zincirli Çınarlar, Valide Köprü, Yıkık Roma Köprüsü ve Çobankale üzerinden Yalak Ovası&#8217;na geldi. Ancak Çobankale Yalak Ovası&#8217;nı kapattığından bir gece baskını ile ele geçirildi ve Yalak Ovası&#8217;nda, Heteriarch Muzalon&#8217;u yendi. Bu zaferi Bapheus (Koyunhisar) savaşı olarak bilmekteyiz. Bu savaşta Osman Gazi karizmatik otoriteye sahip oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Karizmatik otorite: &#8220;Karizma&#8221; kavramı, bireysel olarak şahsı sıradan insanlardan ayıran ve onun doğaüstü, olağanüstü ya da en azından bazı özel istisnai güçlere ya da niteliklere sahip sayılmasına yol açan belli bir nitelik anlamında kullanılır. Bunlar sıradan insanların ulaşamadığı ancak kutsal, ilahi kökenleri olan ya da örnek oluşturan özelliklerdir ve bir kişi bu özellikler temelinde lider sayılır. İlkel şartlarda bu özel saygı, peygamberlere, hekimlere, avda liderlik yapanlara ve şavaş kahramanlarına gösterilir.<sup>1</sup> 1302 yılında yapılan bu savaşta Osman Gazi diğer beyliklerde bulunan gazilere göre karizmatik bir otoriteye sahip olmuş ve daha sonra bu gaziler, Osman Gazi&#8217;nin itaati altına girmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kuruluş döneminde iki Koyunhisar vardır. Osman Gazi, Bapheus zaferini aldıktan sonra Yenişehir&#8217;e geri çekilir. Bu sırada Bizans İmparatoru emri ile tekvurlar birleşip Osman Gazi üzerine Bursa tarafından gelirler. Yenişehir Bursa arasındaki Koyunhisar&#8217;da karşılaşan kuvvetlerden Bizanslılar, Dimbos boğazına geri çekilmek zorunda kalırlar. Osman Gazi burada yine zafer elde edip, Bursa&#8217;yı ilk önce kuşatacak daha sonra iki havâle kulesi yaptıracaktır. Fetih ancak Osman Gazi öldükten sonra 1326&#8242;da gerçekleşecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-15"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Kuruluş-Fetihleri.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-47" title="Kuruluş Fetihleri" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/Kuruluş-Fetihleri-275x300.jpg" alt="" width="193" height="210" /></a>Selçuklu döneminde, sultan tarafından uç bölgelerde akınları kontrollü bir şekilde ilerletmek için emir-ül ümera atanırdı. Kastamonu, Karahisar ve Ermenek gibi bölgelerde emir-ül ümeralar bulunmakta ve Osman Gazi Kastamonu emir-ül ümerası Çobanoğulları&#8217;na bağlı bulunmaktaydı. Ancak Çobanoğulları, İlhanlı ve Selçulku çıkarlarına ters hamleler yapmaya başlayınca Selçuklu ve İlhanlı kuvvetleri tarafından ezildi. Çobanoğulları&#8217;na bağlı bulunan gaziler ise Osman Gazi&#8217;nin itaati altına geçti. Güneyde bulunan Eşrefoğulları da merkeze karşı isyan edince ezildi. Hükümdarları Eşrefoğlu idam edildi. Osman Gazi, İznik&#8217;i kuşattığında İmparator, İlhanlılar&#8217;dan yardım istedi. Yardım sözü almasına rağmen Anadolu&#8217;da bulunan İlhanlı valileri merkeze karşı isyan ettiğinden yardım gelemedi. Bu Osman Gazi&#8217;nin şansı mı veya bilerek mi bu zamanı seçti bilmiyorum ancak doğru zamanda saldırdığı bir gerçek. Merkezi yani İlhanlılar&#8217;ı dinlememesi, Osman Gazi&#8217;nin bağımsız olmak istediğini gösteriyor. Bapheus Savaşı&#8217;nda da başarı elde edince kazandığı prestij ile bağımsızlığını elde etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı Devleti, 1350&#8242;lerde hala bir sınır beyliği kudretindeydi. 1352 yılından sonraki dönemlerde gelişen olaylar, Osmanlı&#8217;nın bir devlet olmasında sağlam adımlar atmasına neden oldu. Böylelikle öteki beylikler otuz yıl içinde Osmanlılar&#8217;a bağımlı oldular. Bunda kilit olay, Osmanlıların, Balkanlar&#8217;da batıya doğru sonsuz genişleme olanakları sunan bir köprü başı kazanmalarıydı.<sup>2</sup> Bu batıya doğru ilerlemeler, Anadolu&#8217;da yapılan gazâlar gibi meşru idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Orhan Gazi, Balkanlar&#8217;a geçmek için ilk önce Karesioğulları&#8217;nı ihlak etti. Osmanlı prestijli bir beylik olduğundan dolayı Karesioğulları&#8217;na bağlı olan gaziler itirazsız Osmanlı&#8217;ya itaat ettiler. Yine de Balkan kısmına kalıcı olarak yerleşmek zordu. Çünkü bölgeye çıkacak kuvvetlerin uzun süreli beklemeleri, Bizans kuvvetleri tarafından yok edilmelerine neden olabilirdi. bu şekilde düşünüldüğünde, sal efsanesi çökmüş olmaktadır. Çünkü sallarla Balkanlar&#8217;a geçip burada kale fethedecek kadar asker çıkarmak olanaksızdır. Ancak efsaneye göre yakalanan bir Rum vardır. Aslında bu kişi yakalanmamıştır. Kardeşleri ile kavgaya tutuşan Gelibolu Rum Valisi Asen&#8217;in üç oğlundan biridir ve Osmanlılar&#8217;a kendisi sığınmıştır. Daha sonra bu kişi, Osmanlılar&#8217;a Balkalar&#8217;da yerleşmesine ve genişlemesine yardım etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı dönemlerde, Bizans&#8217;ın iç işlerinde, Osmanlılar&#8217;ın çıkarına olaylar oluşuyordu. İoannis Kantakuzenos, Orhan Gazi ile ittifak olup Bizans tahtını ele geçirmek istemişti. Bunun için kızını Orhan Gazi ile evlendirdi. Orhan Gazi&#8217;de, oğlu Süleyman Bey&#8217;i İoannis Kantekuzen&#8217;e yardıma gönderdi. Süleyman Bey, Sırp ve Bulgar güçlerine karşı Kantakuzenos&#8217;a yardım için 1352&#8242;de Edirne&#8217;ye geldi ve Gelibolu Kıstağı&#8217;nın doğu kıyısındaki Çimpe&#8217;de yerleşti. Çimpe Osmanlılar için, Balkan bölgesine geçişte iyi bir stratejik noktaydı. Kantakuzenos&#8217;un ısrarlı isteklerine rağmen Süleyman Bey, kaleyi boşaltmayı reddetti. Hem Anadolu&#8217;dan taze birliklerle bu köprü başını güçlendirmeye hem de Gelibolu Kalesini kuşatmaya koyuldu.<sup>3</sup> Böylece Osmanlılar, Balkanlar&#8217;a sağlam bir şekilde yerleşmiş oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Geri kalan yıllarda Osmanlılar bölgedeki otoritesini güçlendirecek, Haçlı kuvvetlerine karşı savaşacak ve yeni bölgeler fethedecekti. I. Murat, Edirne&#8217;yi fethettikten sonra burayı başkent olarak kullanacaktı. Devletin merkezinin buraya taşınmasının sebebi, gaza yapılacak topraklara daha yakın olmasından başka birşey değildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-111" title="Atlı Okçu" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/210px-OttomanHorseArcher.jpg" alt="" width="210" height="161" />Kosova Savaşı, kendi tahminime göre bir dönüm noktasıdır. Nicolae Jorga&#8217;nın yazdıklarına göre; Osmanlılar&#8217;ın bu sefer de sayılarının düşmanlarından daha düşük olduğu tahmin edilmektedir. Öyle olmasa da, sultan savaşı başlatmak için hiç acele etmedi. Aksine, ilk zaferleri yüzünden cesaretleri gelen Sırplar saldırdı. I. Murat,Osmanlı savaş taktiklerine uygun olarak yine yeniçerilerden oluşan demir bir daire içine alındı; düşmanları durdurmak ve korkutmak için Anadolu&#8217;dan gelen birliklerin develeri karargahın önüne dizildi. Floransalı Coluccio Salutati tarafından Kral Tvrtko&#8217;ya ve Bosna&#8217;da dağıtılan bir yazıdan alınan bilgilere göre hazırlanan tebrik yazısında, sultanın çadırlarına kadar ilerlemeyi başaran ve bir yeminle birbirlerine bağlanan on iki cesur ve genç asilzadenin kahramanlıkları anlatılmaktadır: &#8220;Efsanelerle ünlenen Miloş Obiliç, Türk hükümdarının çadırına kadar ulaştı ve onu, boynuna ve karnına sapladığı hançer darbeleri ile öldürdü&#8221;. Türk kaynaklarında, bu ölümün utancını azaltmak için Miloş&#8217;un muhabereden sonra Müslüman olmak istediğini öne sürerek karargâha kadar geldiği ve uzun bir süre inatla direndikten sonra içeri alınıp, suikasti işlediği anlatılmaktadır. ama, Bizans örneğine göre Türk sarayında da görülen katı seramoniler bunun böyle olmadığını gösterir: Sultan&#8217;ın kendisi ile konuşmak, özellikle yorucu bir muharebeden sonra ve ölüme mahkum Hristiyan bir lider olarak, neredeyse imkansız gibidir.<sup>4</sup> Sonuç olarak I. Murat öldürülmüştü ve yerine hızı ile ünlü Yıldırım Bayezid geçecekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı&#8217;nın kuruluşunda en önemli etken gazilerdir. Çünkü beyliğin genişlemesi onlar sayesinde olmuştur. Gazâ hareketleri sadece bölgenin ele geçirilmesini sağlamıyordu. Anadolu&#8217;da bulunan diğer beyliklere karşı bir prestij de elde ediliyordu. Çünkü diğer beylikler kendi aralarında çatışıyor ve onlara bağlı bulunan birlikler müslüman kanı dökmek zorunda kalıyordu ki bu o birlikte bulunan askerler için kötü bir sonuçtu. Osmanlı ise sürekli batıya ilerleyerek gazâlar yapması müslüman kanı döken Türk askerlerin, Osmanlı itaati altına geçmesini zorluyordu. Böylelikle, diğer beyliklerden firar eden askerler veya göçen aileler Osmanlı itaati altına geçiyordu. Bu, Osmanlı için taze birlikler anlamına geliyordu. Fetihlerin devam edeceğine bir işaretti.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir bölge özellikle Balkanlar&#8217;da bir bölge fethedilirken yapılacak işlemler vardı. Bu işlemler iki safhada gerçekleşirdi. İlk safhada bölge araştırılır ve bu bölgenin halkı ile iletişime geçilir, Osmanlı hakimiyeti tanıtılır, böylece bölgede bir Osmanlı nüfuzu oluşurdu. Daha sonra ikinci safhaya geçilir ve bölge silahlı kuvvetler ile ele geçirilmeye çalışılırdı. Osmanlı ordusu, fetihlerini ilkbahar ve sonbahar ayları arasında yapmaya gayret gösterirdi. Kışları askeri hareketliliğe pek izin verilmez, binlerce askerin soğuktan telef olması göze alınamazdı. Şehir kuşatıldığında ilk önce giriş çıkışları kapatılır ve teslim olmaları istenirdi. Eğer, şehir teslim olmazsa, kuşatma sıklaştırılıp teslim olmaya zorlanırdı. Mehter marşları ile içerideki halkın ve ordunun morali alt üst edilmeye çalışılırdı. Ancak şehir yine teslim olmuyorsa askerlere yağma için izin verilirdi. Bu durumda şehir düştüğünde askerler yağma yapacağından daha kuvvetli saldırırlardı. Eğer şehir teslim olsaydı yağma yapılmayacaktı -ki bu durum askerler için özellikle daha sonraki zamanlarda yeniçeriler için istenmeyen bir durumdu.-</p>
<p style="text-align: justify;">Bölge fethedildiğinde tahrir defterleri açılırdı. Bu defterlerde, bölgenin ekonomik durumu anlaşılmaya çalışılır, tımar sistemi için ön hazırlık yapılırdı. Defterlere, bölgenin vergi gelirleri, nüfusu, emlakin ve arazisi tespit edilirdi. Bu durum, bölgenin fethinden farklı olarak, padişah değiştiğinde ya da padişah uzun süre hükümdarlığını sürdürdüğünde otuz yılda bir yapılırdı. Bölgede yaşayan insanlar, Türk kültürünü tam olarak tanımamaktaydı. Bu kişilere Türk geleneklerine göre adalet sistemi sağlamak uygun olmadığından bölge halkına uygun, kendi geleneklerine göre yaşamaları için izin verilirdi. Avrupa&#8217;daki gibi, halk üzerinde bir dini baskı kurulmazdı. Bu durum sayesinde, klasik çağda, Balkan halkları için yaşanılabilecek en uygun yer -kendi devletleri haricinde- Osmanlı idi. Bölgede, tahrir defterinde tespit edilen değerlere göre tımarlar açılırdı. Tımarlar sadece asker üreten tarlalar olarak görülmemelidir. Taşradaki güvenlik, tımarlı askerler tarafından sağlanır ve bölgenin otoritesini doğrudan merkeze bağlardı. Bölgenin Türkleşmesi ve İslamlaşması için iskan siyaseti uygulanırdı. Anadolu&#8217;da seçilen aileler bölgeye göç ettirilirdi. Bu bazen de sürgün olarak, bazen gönüllü olarak, bazen de güvenlik meselesi olarak yapılırdı. Örneğin iki aile arasında kavga varsa birisi göç ettirilirdi. Böylece hem kavga sona erer hem de fethedilen bölgede Türk nüfusu oluşurdu. Yeni fethedilen bir bölgede ekonomik istikrarsızlık olması beklenen bir durumdu. Eğer askerler bölgeyi yağmalamışsa bölge için ekonomik durum içler acısı olabilir. Bölgeye gelen Türkmenler&#8217;de bu ekonomik bozukluluğa katkıları az olmazdı. Çünkü üretimin az olduğu, bozuk olan bir bölgesel ekonomiye yeni tüketici nüfusun gelmesi işleri iyice çıkmaza sokabilir. Bunun için erken dönemlerde Ahi Teşkilatı, daha sonraları Lonca bu ekonomik zorluğun altından kalkmaya çalışmakta ve bölgedeki ekonomik dengeyi sağlamaya çalışmaktaydı. Bölgede açılan vakıflar ve dini kurumlar bölgenin gelişmesine hizmet ederdi. Bölgeye gelen yardıma muhtaç Türkmenler için vakıflar kollarını sıvardı. Bölgenin İslamlaşması için dini kurumlar elinden geleni yapardı. Tabi bu İslamlaştırma zorla yapılmamaktaydı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işlemler kısa sürede gerçekleşmesi beklenemez ve beklenmiyordu zaten. Bu yüzden fetihler sindire sindire yapılıyordu. Hükümdarların acelesi yoktu, çünkü önlerinde gaza yapabilecek büyük bir alan vardı ve karşısında kendisi ile boy ölçüşebilecek bir devlet yok gibiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Yıldırım Bayezid, daha önceki hükümdarların çok az yaptığı işi yaptı ve genişlemesini genellikle Anadolu&#8217;ya yaptı. Hızı ile ün yapan Yıldırım Bayezid, Anadolu şehirlerini hızlı bir şekilde bir bir ele geçirdi. Bölge halkının Osmanlıyı benimsemesi ve Osmanlı kurumlarının bölgeye yerleşmesini beklemeden fetihlere devam etti. Bu onun Ankara Savaşı&#8217;nda ki sonunu  hazırlayacaktı. İşte bu yüzden Kosova Savaşı bir dönüm noktasıydı ve I. Murat ölmüş yerine geçecek olan Yıldırım ise fetihleri hızlı bir şekilde Anadolu&#8217;ya kaydırmıştı. Osmanlı&#8217;yı benimsemeyen Anadolu askerleri de Timur&#8217;un yaptığı propagandaya inanıp saflarını değiştirmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/800px-Timur_Anatolia_campaign.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-113" title="Timur'un Anadolu Seferi" src="http://www.batuhanbayraktar.com/wp-content/uploads/2010/07/800px-Timur_Anatolia_campaign-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bazı tarihçiler bu saf değişimini, Osmanlılar&#8217;ın Türklere karşı baskıcı bir tutum izlediğini, Rumeli halkı kadar Türklere iyi bakılmadığını söylemektedir. Ancak bu iyi bakmak veya kötü bakmak meselesi değildir. Az önce de belirttiğimiz gibi, Anadolu&#8217;da birbiri ile savaşan beyliklerden göç eden Türkler, Osmanlı itaati altına geçmişti. Mesele; Osmanlı kurumlarının, bu hızlı fetihler sonucu bölgeye tamamen yerleşememesidir. Osmanlı kurumların, bölgeye yerleşemediğinden dolayı, I. Bayezid&#8217;ın otoritesi sonlandığında Anadolu birliği parçalanmıştır. Kısacası bu parçalanmada Timur&#8217;un etkisi olduğu kadarıyla yukarıda bahsettiğimiz kurumların bölgeye tam olarak yerleşmemesinin etkisi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı şekilde Moğol ve Timur&#8217;da da bu parçalanmalar görülmektedir. Bu her iki devlette bir anda kurulmuş ve yükselmişti. Otoritelerini kılıç ile sağlamıştı. Devlet kurucuları veya bu devleti kudretli hale getirenler öldükten sonra kılıçla kurulan otorite sonlanmış, gerilemeler ve dağılmalar görülmüştür. Osmanlılar&#8217;ın, bu iki devletten farklı kurumlarını etkin bir şekilde kullanmasıdır. Bu kurumlar sayesinde bir Osmanlı barışı ortaya çıkmıştır. Osmanlılar fetihlerini sindire sindire yapmıştı ve uzun yaşamasının en önemli sebebi buna bağlıydı. Moğol ve Timur&#8217;da da Osmanlı kurumlarına benzer kurumlar vardı. Örnek olarak; Timur&#8217;un tımarları gösterilebilir. Ancak bu kurumların var olduğu veya var olmadığı önemli değil. Asıl mesele ne kadar etkili kullandıklarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı gelişim stratejisi sürekli olarak yukarıda anlattığımız ile sağlamamıştır. Mesela; Kırım&#8217;ın ele geçirilişi ve sonradan yapılan hamlelerde farklılıklar vardır. Görüldüğü üzere Kırım ihlak edilmemiştir. Sadece stratejik bölgeler Osmanlı kontrolü altına alındı. Aynı şekilde Macaristan. İlk önce özerklik verilmişti ancak Avusturya&#8217;nın sürekli olarak güçsüz bir vassala saldırması buranın tamamen ihlak edilmesini sağladı. Tabi bu ihlak süreci planlı yapılmıştı. Geniş topraklara sahip bir Katolik devleti ihlak etmek o kadar kolay olmasa gerek. Ama asıl bakmamız gereken yer Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kullanılan yöntem.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bölge bugün olduğu gibi geçmişte de sorunlu bir bölgeydi. Nedeni bölgenin coğrafyasının ve ikliminin sert olması, aşiretlerin mekanik topluma son derece iyi bir örnek olması, ulaşımın zayıf olması bölgenin merkeze olan bağını zayıflatmaktadır. Görüldüğü üzere geçmişteki sorunlar ile bugünkü sorunların ana kaynağı aynı. Osmanlılardan önce Safeviler, Akkoyunlular, Karakoyunlular veya daha öncekiler bu bölgede tam bir merkezi otorite kuramamıştır. Özellikle Safevi şahı bu bölgede oldukça zorluklar çekmiştir. Sünni Kürtler, Şii Şah&#8217;a karşı oldukça direniş göstermişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlılar&#8217;ın bu bölgeyi kısmende olarak ele geçirmesi Çaldıran Savaşı&#8217;ndan sonra olmuştur. Bölgedenin, Osmanlı idaresine geçmesi için düzenlemeri İdris-i Bitlisi yapıyordu ve kendisine tam yetki verilmişti. Düzenlemelerden sonra üç tip sancak ortaya çıkmıştır. Bunlar;</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Ülkenin diğer taraflarında da görülen sancaklar burada da kurulmuştur. Bu sancaklarda tımar uygulanıyordu ve yöneticisi merkez tarafından ümeralar arasından seçiliyordu.</li>
<li style="text-align: justify;">Yurtluk &#8211; Ocaklık sancaklar bölgenin fethi sırasında Osmanlı kuvvetlerine yardım eden ailelere verilmiştir. Sancağı yöneten kişi eğer herhangi bir suçu bulunmazsa ölene kadar yönetici olarak kalabilirdi. Aksi taktirde bir suçu varsa yöneticilik kardeşine veya oğluna verilmekteydi. Bu tip sancaklarda tımar uygulanabiliyor ve tahrir yapılabiliyordu.</li>
<li style="text-align: justify;">Hükümet sancakları da, yurtluk ve ocaklık gibi bölgede Osmanlılar&#8217;a yardım eden ailelere verilmekteydi. Dikkat çekmek gerekirse bu sancaklar fetihten önceki sahiplerine veriliyordu. Yurtluk ve ocaklıktan farklı olarak bu bölgede tahrir yapılamıyor ve tabi tımar açılamıyordu.<sup>5</sup></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü üzere bölgedeki merkeziyetçilik, feodaliteye benziyordu. Ancak Osmanlı&#8217;nın bu hakimiyet şekli bölgenin sakinleşmesini sağladı. Aşiret beyleri kendi sancaklarını kendileri yönettikleri için çeşitli sorunlar çıkartmıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak Osmanlı&#8217;nın genişlemesi yavaş ve etkiliydi. Ayakları yere sağlam basan bir strateji ile genişleme sağladı. Yavaş yavaş genişlemesi, Osmanlı&#8217;nın uzun yaşamasını sağlayan en önemli etkendir. Aksi taktirde Moğol kuvvetler gibi git ve fethet taktiği kullanılsaydı Osmanlı&#8217;nın bir imparatorluk olması hayal bile edilemezdi ve Anadolu beylikleri arasında kaybolur giderdi. Ancak genişleme stratejisi, bir imparatorluğun doğmasını, büyümesini ve yaşamasını sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">—————————————————————————————————————————</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Notlar</strong>:</em></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><em>Max Weber, Bürokrasi ve Otorite, Adres Yayınları, Mart 2008, syf: 75</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600),Yapı Kredi Yayınları , Ekim 2009, syf: 15</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Yapı Kredi Yayınları Ekim 2009, syf: 15</em></li>
<li><em>Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Yeditepe Yayınevi, 2009, syf: 243</em></li>
<li><em>Necati Gültepe, Mührün Gücü &#8211; İlk Türk İslam Devletlerinde ve Osmanlılarda Bürokrasi, Ötüken Neşriyat, 2009, syf:251</em></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">
<address style="text-align: justify;"><strong>Kaynaklar</strong>:</address>
<ol style="text-align: justify;">
<li><em>Erhan Afyoncu, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu II, Yeditepe Yayınevi, 12. Baskı, 2008</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye I. Cilt, türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Baskı, 2009</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda Klasik Çağ, Yapı Kredi Yayınları, 13. Baskı, 2009</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Osman Gazi&#8217;nin İzinde &#8211; NTV Tarih, Sayı 13</em></li>
<li><em>Halil İnalcık, Osmanlı Açılımı &#8211; NTV Tarih, Sayı 8</em></li>
<li><em>Max Weber, Bürokrasi ve Otorite, Adres Yayınları, 3. Baskı, 2008</em></li>
<li><em>Necati Gültepe, Mührün Gücü &#8211; İlk Türk İslam Devletlerinde ve Osmanlılarda Bürokrasi, Ötüken Neşriyat, 2009</em></li>
<li><em>Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Yeditepe Yayınevi, 2009</em></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">
<address style="text-align: justify;"> </address>
<address style="text-align: justify;">* Haritalar, NTV Tarih dergisinin 8. ve 13. sayısından elde edilmiştir.</address>
<address> </address>
<address></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.batuhanbayraktar.com/?feed=rss2&amp;p=15</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
